Sosyal Medya

Güncel Eğitim ve Bilgi Makaleleri

Sille’de Gezilecek Yerler

Binlerce yıllık geçmişe sahip olan Sille tarihi yapılan, kültürel zenginliği, türkülere konu olmuş ünlü bağları ve doğasıyla Konya’nın en ünlü sayfiyesi. Sönmüş bir volkan olan Takkeli dağının eteklerinde derin ve dar bir vadinin içinde kurulmuş olan Sille, 20. yüzyılın başına kadar Konya Rumların en kalabalık yerleşimiymiş. 20. yüzyılın başında Sille’de 30 cami ve mescit, 1 büyük kilise ve 15 şapel varmış. Sille’nin çevresindeki yamaçlarda kayalara oyulmuş ve duvarları fresklerle süslü birçok kilise ve şapelin kalıntısı görülüyor.

Sille geçmişte sularıyla ünlü bir kasabaydı, Osmanlı döneminde Rumlar kasabaya kilometre uzaklıktan su getirmiş ve çeşmeler yaptırmıştı. Kasabanın her köşesinde bu çeşmelere rastlanıyor.

Kasaba SİT alanı ilan edildiği için eski dokusunu büyük oranda koruyor. Sille taşından inşa edilmiş toprak damlı evler de görülmeye değer. Kasabanın sırtlarında geçmişi Selçuklu dönemine kadar uzanan mezarlıklar yer alıyor. Mezar taşlarına işlenmiş her figürün bir anlamı bulunuyor. Örneğin sarıklı mezar taşları din adamlarını, fesli mezar taşları ise devlet adamlarını simgeliyormuş.

Kasabanın içi kadar yakınlarındaki Sille (Himmet Ölçmen) Barajı da görülmeye değer. Baraj gölünde birbirinden lezzetli balıklar yaşıyor, olta balıkçılığı ve piknik yapmak için çok ideal bir yer.

Sille’nin halı ve kilimleri, türküleri ve taşı da ünlü. Sille’de dokunan halı ve kilimler de, kullanılan doğal kökboyaları, motif ve desenleriyle dikkat çekiyor. Kasabanın testileri ve mumları da çok ünlü. Sille Taşı olarak bilinen ve buradan çıkarılan volkanik bir taş türü de çok rağbet görüyor. Yalnızca Sille’de değil Konya ve çevresindeki birçok yapıda da Sille Taşı kullanılmış. Restore edilen Hacı Ali Ağa hamamında Sille’de geçmişte kullanılan eşyalar sergileniyor. Eski okul binası da Sille Kültür Evi olarak ziyarete açılmış.

Sille’de Gezilecek Yerler Subaşı mahallesinde Hagios Konstantinos ve Eleni Rum Kilisesi bulunuyor. Halk arasında Büyük Kilise olarak adlandırılan kilisenin ilk olarak 327 yılında İmparator Konstantinos’un annesi Eleni tarafından Başmelek Mikhail adına inşa ettirildiği kabul ediliyor. Söylenceye göre Eleni, Kudüs’e hac için giderken Konya’ya uğramış, buradaki kayalara oyulmuş kiliseleri görünce bir kilise yaptırmaya karar vermiş ve kilisenin temel atma töreninde de bulunmuş. Kilisenin içindeki bir yazıtta 1833 yılında temelden inşa edilerek ibadete açıldığı anlatılıyor. Sille taşından inşa edilmiş yapının kubbesinin içinde İsa’nın resmi ve 1880 tarihi görülüyor. Kilisenin ikonostasis gibi bazı ahşap unsurları bile günümüze sağlam durumda ulaşmış.

Sille barajına çıkan yolun üzerinde halk arasında Süt Kilisesi olarak adlandırılan üst örtüsü çökmüş bir Rum Kilisesi bulunuyor. Burada korkudan ölen iyi niyetli birisinin gömülü olduğu kabul ediliyor ve herhangi bir nedenle sütü kesilen anneler ziyaret ettiğinde sütünün geri geleceğine inanılıyor.

Silleyle Akyokuş arasındaki kayalara oyulmuş bir manastırda Mevlana’nın inzivaya çekildiği kabul ediliyor. Hagios Hariton Manastırı, manastırın bulunduğu yerdeki beyaz kayalar nedeniyle Ak Manastır olarak adlandırılmış. Manastır, askeri bölgede olduğu için yıkımdan kurtulmuş ve günümüze iyi durumda ulaşmış, ancak görebilmek için özel izin almak gerekiyor. Manastırın bulunduğu yerde Friglerce su perileri Silenler adına inşa edilmiş bir tapınak olduğu, Sille adının da buradan geldiği sanılıyor. Söylenceye göre Mevlana’nın oğlu Sultan Veled bu çevrede avlandığı sırada uçurumdan düşecek olmuş ve son anda yaşlı esrarengiz bir adam tarafından kurtarılmış. Sonradan kilisedeki bir resim sayesinde Veled’i ölümden kurtaran kişinin Aziz Hariton olduğu kabul edilmiş ve manastırın içine bir mescit inşa edilmiş. Bir zamanlar Mevlevi çelebileri bu olayın anısına yılın bir gecesini manastırda geçirirmiş ve manastırın kandillerinin zeytinyağı ihtiyacını da Mevleviler karşılarmış. Manastırın içinde Aziz Flariton’un mucizesi sonucu kayadan fışkırdığına inanılan bir ayazma da var. Mevlana’nın ayazmanın soğuk suyuna oturarak yedi gün boyunca inzivaya çekildiği ve sapasağlam ayağa kalktığı, ayrıca sıkça ziyaret ettiği manastırda 40 gün boyunca inzivaya çekildiği söyleniyor.

Mevlana’nın Hıristiyanlara karşı hoşgörülü ve uzlaşmacı tavrının yörenin Türkleşmesinde ve Müslümanlaşmasında büyük rol oynadığı kabul ediliyor. Bir manastırın içinde mescidin bulunuşu, Müslüman bir din büyüğünün manastırda inzivaya çekilişi sıra dışı olaylar.

Konya kent merkezinde görülecek çok yer var. Bunların başında Mevlana Müzesi geliyor. Şimdi Çini Eserler Müzesi olan Karatay Müzesi, Arkeoloji Müzesi, İnce Minare Müzesi, Sırçalı Medrese Müzesi de görülmeye değer.

NASIL GİDİLİR?
Konya İstanbul’a 663 km, Ankara’ya 258 km ve İzmir’e 548 km uzaklıkta. İstanbul’dan Konya’ya havayolu ve trenle de ulaşmak olanaklı. Konya’nın bir mahallesi olan Sille ise kent merkezine 8 kilometre uzaklıkta. Mahalleyle Konya arasında belediye otobüsleri ve dolmuşlar çalışıyor.

YAPMADAN DÖNME!
Mevlana Müzesini gezmeden,
Karatay Çini Eserleri Müzesi’ni görmeden,
Sille sokaklarını turlamadan,
Ak Manastırı ve çevredeki kaya kiliselerini görmeden,
Etli ekmek yemeden,
DÖNME!

NE YENİR?
Sille’ye özgü yemekler arasında Bamya çorbası, Rasto ve Gavinna başta geliyor. Sille’de kurutulmuş balığa gavinna deniyor ve genellikle gövce, kızılkanat gibi balıklar kurutuluyor. Balıklar temizlendikten sonra çömleğin içine döşenerek tuzlanıyor. Ağzı sıkıca kapatılan çömlekteki balıklar birkaç ay sonra yeniliyor.

Yorum Yapılmamış

Beğenebileceğiniz benzer makaleler

REKLAMLAR




Kategoriler

×