Sosyal Medya

Güncel Eğitim ve Bilgi Makaleleri

Silifke’de Gezilecek Yerler

Silifke, dillere destan yoğurdu, çileği, kilometrelerce uzanan kumsalları, yemyeşil yaylaları, cenneti andıran Göksu Deltası kadar; dört bir yanına saçılmış ve adeta bir açık hava müzesini andıran antik kentleriyle de dikkat çekiyor.

İlçe halkının büyük bölümü yakın zamana kadar yaylalarda yaşayan Yörüklerden oluştuğu için zengin folkloründe Yörük kültürünün izi görülüyor. Silifke deyince akla ilk olarak türkülere konu olan yoğurdu geliyor. Keçi ve koyun sütlerinin karıştırılmasıyla yapılan yoğurdu Yörüklerin başlıca gelir kaynağıymış. Şimdilerde yoğurdu kadar çileği de ünlenmiş.

Silifke Kalesi’nin eteklerinde gelişen ilçeyi Göksu Nehri ikiye bölüyor. İlçe merkezi geçmişin izleriyle dolu. Ortaçağ yapısı olduğu kabul edilen kalesi bütün görkemiyle ayakta, kalenin eteklerinde de Tekir Ambarı olarak bilinen bir su sarnıcı var. Göksu nehrinin üzerindeki Taşköprü ve Jüpiter Tapınağı da Roma dönemi kalıntılarından. Selçuklu yapısı Alaaddin (Merkez) Camisi de görülmeye değer. Yakın çevreden toplanan eserler Silifke Müzesi’nde sergileniyor.

İlçenin yakınlarındaki bir tepenin üzerinde de Aya (Azize) Thekla’nın adına inşa edilmiş ve halk arasında “Meryemlik” olarak bilinen bir kilise var. Aslen Konyalı olan Azize Thekla’nın Aziz Paulos’tan etkilenip Hıristiyan olduğu, bu yüzden yakılmak üzereyken yağan yağmurun ateşi söndürmesiyle kurtulduğu kabul ediliyor. Daha sonra Aziz Paulos’la birlikte kaçmaya başlayan azizenin son olarak Silifke yakınlarındaki bu mağaraya sığındığına inanılıyor. Söylenceye göre paganlar kendisini yakalayacağı sırada mağaraya girerek ortadan kaybolmuş. Azize Thekla’nın saklandığına inanılan mağara Hıristiyanlarca kutsal kabul edilerek ziyaret ediliyor.

Silifke’nin dört bir yanı tarihi eserlerle dolu. Silifke-Mersin karayolu üzerindeki Karadedeli köyünden İmamlı köyüne kadar uzanan yol boyunca ve Karadedeli’nin kuzeyindeki Karakabaklı, Işıkkale ve Sinekkale köylerinde Roma ve Bizans dönemine tarihlenen kalıntılar bulunuyor. Susanoğlu (Corasium) beldesinden dağ yoluna sapıldığında da Roma dönemine tarihlenen anıt mezarlar yer alıyor. Özellikle Paslı yakınlarında bulunan ve yöre halkı tarafından Mezgit Kale olarak bilinen Korkusuz Kral Anıtmezan kabartmalarıyla çok etkileyici bir yapı.

Silifke’ye 20 km uzaklıktaki Narlıkuyu koyu balık lokantaları ile ünlü. Narlıkuyu’dan kuzeye doğru giden yolun üzerinde üç obruk var. Obrukların en büyük olanı Cennet Obruğu diğer ikisi ise Cehennem Obruğu ve Dilek Mağarası olarak adlandırılıyor. Cennet Obruğunun güney ucunda yalnızca bir duvarı kalmış Zeus Tapınağı bulunuyor. 70 metre derinliğindeki Cennet Obruğu’nun içine 452 basamaklı bir merdivenle iniliyor; 300. basamakta Meryem Ana kilisesine, biraz daha aşağıda obruğun dibine varılıyor. Obruğun dibinde bir yeraltı nehrinin uğultu şeklinde derinlerden gelen sesi duyuluyor. Yeraltı nehri, 2 km ilerideki Narlıkuyu’dan denize dökülüyor. Geçmişte günahkârların ve suçluların atıldığı kabul edilen Cehennem obruğunun içine ise inilemiyor. Mitolojiye göre Zeus, alevler kusan yüz başlı ejderha Typhon’u yendikten sonra, onu Etna Yanardağı’nın altına sonsuza dek kapatmadan önce Cehennem çukurunda hapsetmişti. Biraz ileride de sarkıt ve dikitlerle süslü, içine demir bir merdivenle inilen bir mağara var. Buraya astımlılara iyi geldiği kabul edildiği ve içinde dilek tutulduğu için Astım Dilek Mağarası deniliyor.

Silifke’deki tarihi kalıntıların çokluğu antik dönemde taşıdığı önemi gösteriyor. Toroslar’a doğru ilerledikçe çok sayıda antik yerleşimle karşılaşılıyor. En iyi korunmuş tarihi kalıntılar ise Uzuncaburç kasabasında. Silifke’nin 30 km kuzeyindeki Diocaesera kenti anıtmezarları, sütunlu caddesi, tiyatrosu, tören kapısı, çeşme, Şans Tapmağı, Zeus Tapınağı ve Zafer Kapısıyla tipik bir Roma kenti. Yakınlardaki Ura antik kentinin de Helenistik dönemde Olba Krallığı’nın başkenti olduğu biliniyor, buradaki tiyatro, su kemeri, çeşme gibi kalıntılar geniş bir alana yayılmış. Uzuncaburç yolu üzerindeki Demircili’de de Romalı soyluların görkemli anıt mezarlan bulunuyor.

Göksu Deltası, gölleri, sazlıkları, tuzlu bataklıkları ve kumsallarıyla Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri. Delta verimli topraklarıyla yöreye bereket saçarken Paradeniz ve Akgöl lagünlerinde de hatırı sayılır ölçüde balıkçılık yapılıyor. Aynı zamanda birçok bitki ve hayvan türünün sığınağı olan Göksu Deltası’nda nesli tükenme tehlikesi bulunan Saz Horozu gibi 300’ü aşkın kuş türünün de yaşadığı saptanmış. Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilerek korunmaya alınan deltanın yaklaşık 10 km uzunluğundaki kumsalına “Caretta caretta” ve “Chelonia mydas” türü deniz kaplumbağaları yumurtlamaya geliyor. Öte yandan Akdeniz foklarının da deltayı mesken tuttukları biliniyor.

Silifke çevresindeki denize girmek isteyenler, Kızkalesi, Susanoğlu ve Taşucu kumsallarını tercih edebilir.

NASIL GİDİLİR?
Silifke Mersin’e 80 km uzaklıkta. Türkiye’nin her kentinden Mersin’e otobüs seferleri bulunuyor. Silifke kırsalında bulunan kalıntıları dolaşmak için özel araç şart.

YAPMADAN DÖNME!
Cennet-Cehennem mağaralarını görmeden,
Göksu Deltasını gezmeden,
Aya Tekla’ya gitmeden,
Antik kentleri dolaşmadan,
Narlıkuyu’da balık yemeden, DÖNME!

NE YENİR?
Silifke’nin ünlü yoğurdundan mutlaka tat¬mak gerek. Bulgurdan yapılan ve kaşıkla soğuk içilen bir yiyecek olan Batırık da Si¬lifke’ye özgü lezzetlerin başında geliyor.

Yorum Yapılmamış

Beğenebileceğiniz benzer makaleler

REKLAMLAR




Kategoriler

×