Sosyal Medya

Güncel Eğitim ve Bilgi Makaleleri

Doktor Seçiminde Farkındalık Ve Toplumun Sağlık Bilinç Düzeyi

Halk arasında iyi bir doktor nasıl olmalıdır? Diye bir algı araştırması yapılsa, acaba sonuç ne olurdu? Bu soruların muhtemel geri bildirimleri; gerek toplum içerisindeki sağlık konusundaki bilinç / farkındalık eksikliği ve gerekse sağlığın özellikle son yıllarda giderek metalaşması neticesinde; kutu kutu ilaç yazan, bol bol tıbbi laboratuar birimine tahlile gönderen ya da radyoloji servisine röntgen, tomografi ve MRG ( Manyetik Rözanans Görüntüleme)’a yönlendiren doktor, en iyi doktordur. Algısı ortaya çıkması hiçte şaşırtıcı olmayacaktır.

Oysa gereksiz ve aşırı ilaç kullanımı, başta böbrekler ve karaciğer olmak üzere birçok organımızı olumsuz etkilemektedir. Ayrıca ilaçların yan etkilerinden dolayı ileri yaşlarda organ yetmezlikleri başta olmak üzere fonksiyon bozuklukları da sıklıkla karşılaşılan durumlar arasındadır.  Yine lüzumsuz yere çektirilen röntgen/tomografi/MRG, hastaları radyasyon tehlikesiyle baş başa bırakabilmektedir.  Gereksiz yere alınan radyasyon kanser hastalıklarının toplum içerisinde görülme sıklıklarını artırmaktadır.

Bu durumda sağlığımızı korumak ve tedavi olmak üzere gittiğimiz sağlık kuruluşlarında,  gereksiz ilaç kullanımı ve ön tanı yöntemleri nedeniyle, ilerde telafi zor durumlarla karşılaşma riskimiz vardır.  Bu nedenle halkın sağlık bilinç düzeyinin yükseltilmesi ve doktor seçiminde farkındalık toplum sağlığı açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.

Bu bağlamda gerek doktor seçiminde farkındalık ve gerekse toplumun sağlık bilinç düzeyi olsun konunun iki ayağı vardır. Bunlardan birincisi hiç kuşkusuz doktorlardır. Peki doktorları hastaların sağlıklarını bozacak şekilde gereksiz ilaç ve röntgen gibi benzeri ön tanı yöntemlerine yönlendiren etkenler nelerdir? Bunları şu başlıklar altında toplayabiliriz:

Sağlık Politikalarındaki Yanlışlıklar: Özellikle sağlık sistemimizdeki tedavi edilen hasta sayısı yerine en çok bakılan hasta sayısı gibi nitelik yerine niceliği ön plana çıkaran performans ölçüm kriteri, bunun yanında sağlık bilinç düzeyi düşük vatandaşların memnuniyetini kıstas alan sistem sorunun kaynağı olabilmektedir. Doktorun başarısı (performans kriteri) baktığı hasta sayısı olunca, doktor için hastalar birer müşteri haline gelebilmektedir.  Bu durum sağlık bilinç düzeyi düşük vatandaşların her türlü istek ve arzularının ( ilaç- tahlil-röntgen hatta hastalık raporu suiistimali vs)  doktor tarafından karşılanması durumunu doğurabilmektedir.

Doktorların Eğitim ve bilgi eksikliği : Doktorların tıp eğitimleri sürecinde, hastalıkların tanı ve teşhisinde kullanılan Tıbbi labaratuar ve radyoloji servisleri tetkiklerinin hastalar üzerindeki etki ve zararlarının verilmemiş olması önemli bir etkendir.  Özellikle gereksiz radyasyon/ x-ışını  ve bunların hasta üzerindeki olumsuz etkileri konusunda tıp eğitimi sırasında gerekli bilgi ve bilincin doktor adaylarına verilmemesi veya eksik verilmesi önemli bir unsurdur. Oysa ön tanı yöntemlerinde kullanıcak yöntem hasta için en zararsızdan en zararlıya doğru bir skala olmalıdır.  Ve bu tüm tıbbi kurumlarda uyulması zorunlu bir iş akış şemasına dönüştürülmelidir. Bu bağlamda;  tıbbi laboratuar + ultrason + direkt grafi (röntgen) + MRG + tomografi sırasının izlenmesi hasta sağlığı açısından oldukça önemlidir.

İlaç Firmaları ve Doktor İlişkisi:  Toplum sağlığını tehdit eden bir diğer etken ise, ilaç firmalarının ilaç mümessilleri üzerine uyguladıkları ilaç satış kotasıdır. Bu durum ilaç mümessilleri üzerinde ilaç satım baskısı oluşturmakta ve kendilerine tanınan promosyon bütçesi ile doktorların söz konusu ilaç miktar ve çeşidini bir takım vaatler karşılığında artırmalarını isteyebilmektedirler. Özellikle son yasal düzenlemeler, ilaç ismi yerine etken madde ve muadil ilaç sisteminin devreye sokulması bu sorunu tamamen yok etmese de bir nebze çözüme kavuşturmuştur.

Konunun ikinci ayağı ise, hastalardır; Hastaların sağlık konusundaki bilgi ve bilinç eksikliğidir. Bu bağlamda, hastaların gereğinden fazla ilaç kullanımı ile röntgen ve benzeri ön tanı yöntemlerini sağlıklarını tehdit edecek şekilde doktorları psikolojik baskı altına alacak şekilde ısrarlı bir şekilde istemeleri hatta bu yüzden istedikleri ilaç ve tetkikler için doktor aramaları kendi sağlıkları ve toplum sağlılığı açısından oldukça sakıncalıdır. Bu durumun en önemli sebebi sağlık bilinç seviyesinin düşüklüğüdür. Özellikle antibiyotik ve ağrı kesici kullanımında ortaya çıkan bu durum önlem alınması gereken bir sorundur. Nitekim hasta memnuiyetini önceleyen performans sistemi bu konuda doktorları pasif konuma getirebilmektedir.

Sonuç olarak: Sağlık konusunda bilgili ve bilinçli bir hasta/doktor öncelikle hastalık ön tanısında ileride sağlılığını daha da bozacak tahlil ve istemlerden uzak durmalı veya ekstrem durumlar hariç en zararsız olandan zararlıya doğru bir skala izlemelidir. İlaç kullanımında ise; gerek çeşit ve gerekse kullanım süresi açısından asgari ilaç kullanımı önemlidir. Kuşkusuz genel anlamda halk sağlığı açısından sorunun çözümü halkın bilinçlenmesi bu da başta temel eğitim seviyesinde sağlık bilgisi derslerinin müfredata konması ve tıp eğitimi sırasında gereksiz ilaç kullanımı ve hastalık ön tanısındaki tetkiklerin hastalar üzerindeki etkileri üzerine eğitim sisteminin güncellenmesidir.

Yorum Yapılmamış

REKLAMLAR




Kategoriler

×